Bilmek istediğin her şeye ulaş

Acemi programcı

Mayıs 19 - 02:04

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Teknoloji ile sosyalleşir miyiz yoksa yalnızlaşır mıyız?

Teknoloji bizi yalnizlastiriyor. Tamam bilgiye ulaşmak konusunda oldukca iyi.Ama akraba ziyaretleri, komsuluk ilişkileri ve daha pek çok şey azalmaya başladı. Apartmanimizdaki komsularimizi tanımıyoruz.Selamlasmiyoruz.Baska da ornek vermeye gerek yok.
Mayıs 14 - 01:51

Orhan Tutum  bu yazıyı beğendi:

IŞGIN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEZ

Sağlık

Bugün ki yazımda ise sizlere çok sevdiğim bir bitkiyi tanıtacağım. Belki sizde bilirsiniz bu bitkiyi ama ben yine de kendisini şöyle bir ele alacağım. Çünkü bu bitki öyle sık bulunan bir tür değildir. Yıllın belli iki ayında ortaya çıkar. Pek bilinmez ülkemizde ama kendisi tamamen bir fayda deposudur desek yeridir. Hele o tadı yok mu süper. Yeme de yanında yat dedikleri bu olmalı. Ama siz öyle yapmayınız bulduğunuz anda yiyin zararı yoktur ne de olsa, yan etkisi de yok. Daha doğrusu yan etkisini ben görmedim. Neyse fazla uzatmadan ufaktan ufaktan bu bitkiyi tanıtmaya geçeyim...

Sağlık


Işgın; Bilimsel olarak ismi Ravent olarak bilinir. Işgın ya da ışkın pek tüketilmese de faydaları çoktur. Kendisi tam bir fayda deposudur. Hatta Doğu taraflarında. Halkın ilacı olarak nitelendirilir. Bilimsel olarak ta kanıtlanmıştır faydalı bir bitki olduğu. Asıl ana yurdu ise Uzak Doğudur. Yani Tibet ve Çin'dir. Ama Ravent'lerin bir türü Ülkemizin Doğu tarafında da yetiştirilmektedir. Erzurum, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Erzincan, Siirt, Bitlis, Muş, Van ve Ağrı'da yetişir. Bazı şehirlerde sebze olarak tüketilirse de bazı yerlerde de yemeği yapılır. Dal kısmı muz gibi soyularak yenilir. Diğer kısımları yemeseniz güzel olur. Ama En doğru adres doktorlarınızdır. Yani bilenlere danışarak tüketmeniz daha sağlıklı olur.

Işgın Mayıs ayı ile Haziran ayı arasında doğal olarak yetişir. Tadı ekşi ve mayhoş lezzetlidir. Muz gibi soyduktan sonra yenilir. İlk çıktığı zamanlarda satıcılar tarafından demetler halinde satılır. Ayrıca yükseklerde yetişen bir bitkidir. Zengin mineral ve vitamin deposudur. C vitamini açısından zengindir ayrıca A, B1, B2, E ve K vitaminleri de barındırır.

IŞGIN'IN FAYDALARI
  • Mideyi kuvvetlendirir. Kusmayı önler.
  • Hazımsızlık ve mide yanmaları için iyi gelir
  • Boşaltım sistemi enfeksiyonlarına iyi gelir
  • Kırışıklıkları
    giderir ve cildi
    yeniler
  • Kabızlık; İçerdiği antrakinon sayesinde tahriş etmeden ishal yapar. Işgın kökleri kaynatılıp, balla tatlandırılarak içilir.
  • İştahı açar
  • Vücuda kuvvet verir.
  • Şeker (Diyabet): Işgın yenir. Kök ve bitki kurutulup, kaynatılarak içilir. Yeni çıkmış genç sürgünleri yenildiği gibi toprak altında kalan kök kısmı da, çıkarıldıktan sonra iyice yıkanır ve kaynatılarak süzüldükten sonra çay olarak içilir. Sabahları aç karnına içilen Işkın çayı yüksek olan şekerin düşmesini ve dengelenmesini sağlar.
  • Sarılığa iyi gelir. Işgın kaynatılıp, balla tatlandırılarak soğuk içilir.
  • Mide ve barsak gazları giderir
  • Karaciğer sorunlarını giderir
  • Bağırsakta su emilimini azaltır
  • Dışkıyı yumuşatarak müshil etkisi yapar. Vücuda çok alındığında müshil etkisi yapar ve bağırsaklar iyice temizlenir. Az alınırsa da sindirimi kolaylaştırır.
  • Bingöl'de ışkın kökü kurutulup öğütüldükten sonra yoğurtla karıştırılıp yüzdeki sivilce ve lekelere karşı kullanılır.
  • Yorgunluğa, strese iyi gelir.
Işgın'ın etkisi yenildikten 5-10 saat sonra görülür. Yaşlı ve çocuklar tarafından tüketilebilir. Herhangi bir etkisi yoktur.

Sağlık

IŞGIN'IN ÖNEMİ; Burası Çok Önemli

İngiliz bilim insanları tarafından yapılan araştırmalara göre Işgın'ın kanser hücrelerin gelişmesini önlediğini ortaya çıkartmışlar. Sheffield Hallam Üniversitesi’nin araştırmasına göre, Işkın’da diğer kırmızı sebzelerde olduğu gibi kanseri önlemeye yardımcı olan kimyasal maddeler bulunuyor. Polifenol adlı bu kimyasal maddeler başta lösemi olmak üzere birçok kanser türünü önleyebiliyor. Araştırmayı yürüten Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Nikki Jordan-Mahy, Daily Telegraph gazetesine, “Araştırmalarımız Işkın’ın özellikle pişirildiğinde polifenol miktarı bakımından oldukça zengin olduğunu gösterdi. Bu bitkiden elde edeceğimiz polifenollerle oluşturulacak bir ilaç da kanserle mücadelede kullanılabilir” diye konuştu. İngiltere’de oldukça popüler olan Işkın’ın sapları ve kökleri tüketiliyor. Üstelik Avrupa'da da tüketilmektedir.

Ramazan ALTUN

Mayıs 07 - 19:24

Orhan Tutum bir yanıta alt yorum yaptı

Bir de son olarak, videolarından kendimce yorumladığım kadarıyla takıntılı bir abimiz kendisi.
Bu bilgiyi neden mi paylaştım?
"Kabullenilmiş takıntı kalitenin anahtarıdır."
Hahaha, bunu ben uydurdum. :D
Maşaallah. Ben 24 yaşımdayım ama hala siyaset yapamam. :)

Öncelikle üstün zekalı olduğunu tereddütsüz kabullen... ^^
ve asla durma...
"Daha zeki nasıl olurum? " sorularını sormaya başla kendine ;)

Biz yetişkinler yeteri kadar zeki olmadığımız için, senin gibi geleceği parlak ışık kaynaklarının ne kadar parlayabileceğini kestiremiyoruz malesef.

Kestiremediğimiz bir yana dursun, "Bu çocuk çok zeki" demekten başka hiç bir şey yapamıyoruz. Dolayısıyla istemeden de olsa sizin, en uç noktada olduğunuzu ve daha zeki olamayacağınızı düşünmenize sebep oluyoruz.
Fakat bu senin telafin olmasın tamam mı?
Ben ve benim gibi düşük seviyede düşünen yetişkinleri salla... :)
Ailene ve öğretmenlerine saygı duy...

"Hep nasıl daha iyi olurum? " sorusunu sor kendine
Vücuduna iyi bak, her türlü besinden tüketmeye çalış
Kitap okumayı seviyorsan ihmal etme. Sevmiyorsan benzeri bir şeyler ara bul (O kısmı sen halledersin zaten, tarih, siyaset oho o... :)
Unutma beyin her zaman yeni bilgi arayışındadır ona istediğinden fazlasını ver, acıma (istediğinden fazlasını verdiğinde ağrımaya başlar, işte o gün verimli geçmiş demektir :)

Bir de bilgisayar programlamayı araştır, beğenmesen de ne olduğu hakkında bilgin olsun. (Zeka ve hayal gücünü kullandırarak, beyin egzersizi yaptırırken, para kazandıran nadir mesleklerdendir kendisi.)
Mayıs 07 - 19:13

Orhan Tutum bir yanıta alt yorum yaptı

He bide bak Barış Özcan abininki gibi video bloglarını da takip edebilirsin. Tarih için olanları da varmı bilmiyorum gerçi ama bu abinin yaptığı videoları çok beğeniyorum.
youtube.com/user/b31416/videos
Maşaallah. Ben 24 yaşımdayım ama hala siyaset yapamam. :)

Öncelikle üstün zekalı olduğunu tereddütsüz kabullen... ^^
ve asla durma...
"Daha zeki nasıl olurum? " sorularını sormaya başla kendine ;)

Biz yetişkinler yeteri kadar zeki olmadığımız için, senin gibi geleceği parlak ışık kaynaklarının ne kadar parlayabileceğini kestiremiyoruz malesef.

Kestiremediğimiz bir yana dursun, "Bu çocuk çok zeki" demekten başka hiç bir şey yapamıyoruz. Dolayısıyla istemeden de olsa sizin, en uç noktada olduğunuzu ve daha zeki olamayacağınızı düşünmenize sebep oluyoruz.
Fakat bu senin telafin olmasın tamam mı?
Ben ve benim gibi düşük seviyede düşünen yetişkinleri salla... :)
Ailene ve öğretmenlerine saygı duy...

"Hep nasıl daha iyi olurum? " sorusunu sor kendine
Vücuduna iyi bak, her türlü besinden tüketmeye çalış
Kitap okumayı seviyorsan ihmal etme. Sevmiyorsan benzeri bir şeyler ara bul (O kısmı sen halledersin zaten, tarih, siyaset oho o... :)
Unutma beyin her zaman yeni bilgi arayışındadır ona istediğinden fazlasını ver, acıma (istediğinden fazlasını verdiğinde ağrımaya başlar, işte o gün verimli geçmiş demektir :)

Bir de bilgisayar programlamayı araştır, beğenmesen de ne olduğu hakkında bilgin olsun. (Zeka ve hayal gücünü kullandırarak, beyin egzersizi yaptırırken, para kazandıran nadir mesleklerdendir kendisi.)
Mayıs 07 - 18:50

Orhan Tutum bir yanıt verdi.

Üstün zekalı olduğumdan şüpheleniyorlar ama ben tam tersini düşünüyorum. Matematiğim berbat, dikkatsizim, matematikten hiç anlamam ama tarihi benden iyi bilen yok. Siyasetten acayip anlarım ama dikkat dağınıklığı, bir şeyi aklında tutamama, mesela film izlediğimde az önce ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Maşaallah. Ben 24 yaşımdayım ama hala siyaset yapamam. :)

Öncelikle üstün zekalı olduğunu tereddütsüz kabullen... ^^
ve asla durma...
"Daha zeki nasıl olurum? " sorularını sormaya başla kendine ;)

Biz yetişkinler yeteri kadar zeki olmadığımız için, senin gibi geleceği parlak ışık kaynaklarının ne kadar parlayabileceğini kestiremiyoruz malesef.

Kestiremediğimiz bir yana dursun, "Bu çocuk çok zeki" demekten başka hiç bir şey yapamıyoruz. Dolayısıyla istemeden de olsa sizin, en uç noktada olduğunuzu ve daha zeki olamayacağınızı düşünmenize sebep oluyoruz.
Fakat bu senin telafin olmasın tamam mı?
Ben ve benim gibi düşük seviyede düşünen yetişkinleri salla... :)
Ailene ve öğretmenlerine saygı duy...

"Hep nasıl daha iyi olurum? " sorusunu sor kendine
Vücuduna iyi bak, her türlü besinden tüketmeye çalış
Kitap okumayı seviyorsan ihmal etme. Sevmiyorsan benzeri bir şeyler ara bul (O kısmı sen halledersin zaten, tarih, siyaset oho o... :)
Unutma beyin her zaman yeni bilgi arayışındadır ona istediğinden fazlasını ver, acıma (istediğinden fazlasını verdiğinde ağrımaya başlar, işte o gün verimli geçmiş demektir :)

Bir de bilgisayar programlamayı araştır, beğenmesen de ne olduğu hakkında bilgin olsun. (Zeka ve hayal gücünü kullandırarak, beyin egzersizi yaptırırken, para kazandıran nadir mesleklerdendir kendisi.)
Mayıs 03 - 20:21

Orhan Tutum bir yanıt verdi.

PHP 5 ile PHP 7 arasında syntax farkları nelerdir?

Ben (yaklaşık 7 yıldır) 5.3 yazdığım (uygulamalarımın sunucularının ve tecrübemin bölünmesini istemediğim) için yeni sürümlere geçemiyorum. O yüzden doğrudan php7 hakkında yardımcı olamayacağım fakat yeni öğrenen birine kesinlikle ve kesinlikle son sürümü öğrenmesi gerektiğini tereddüt etmeden söyleyebilirim. (Hatta yazılım sektörünün kuralı olmalı bu :)
Halihazırda bir setin varmış aslında o set ile php7 yazabileceğini düşünüyorum. Veritabanı bağlantıları gibi uç görevleri aştıktan sonrası için o setteki hemen hemen her kodun sağlıklı bir şekilde php7'de de çalışacağını düşünüyorum. Veritabanı bağlantısı için ise hangi sürüm olursa olsun farketmez şuan PDO connection öğrenmen gerektiğini düşünüyorum (tüm sürümlerinde aynı anladığım kadarıyla. Şuan bende pdo kullanıyorum)
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de yazılım sektörü ne boyutta ve ilerisi için ne düşünüyorsunuz?

Geçen yılın verilerinden yola çıkarak Türkiye'de 11 milyar dolarlık bir yazılım sektörü olduğunu söylüyorlar. Bu da Türkiye'nin geçen sene ki bütçesinin 1/40'na denk geliyor. Muazzam bir sayı fakat bu kadar para servislere, lisans ücretlerine, outsource işlere, bakımlara vs gidiyor çünkü ortada adam gibi bir ar-ge göremiyorum. Firmaların ezici çoğunluğu ürünü customize ederek kullanıyor, sıfırdan yazmak yok. Bazı durumlarda elbette sıfırdan yazılması mantıksızdır ama siz aylık bir kaç milyon dolar ciro yapıyorsanız ve hazır bir ürünü customize edip kullanıyorsanız, yarın öbür gün ürünün yeni versiyonu çıktığında güncelleme yapamazsınız çünkü customize ettiğiniz yerleri ne yapacaksınız? Bu durum Türkiye'de ki kurumsal firmaların hepsinde var deseniz çok yanılmazsınız. Ar-ge yok, kendi geliştirme yok.

Türkiye'de kaç kişi test kodu yazıyor? Yazmıyorlar çünkü iş kültürümüzde yok. İngiltere'de ki bir firmaya başvuruyorsun adam sana şu şu testleri biliyor musun diyor listenin sonu yok. Biz de unit test yazan test konusunda tanrı oluyor çünkü yazan sayısı 100 programcıda 5 falandır belki daha az. Adamlarda test yaklaşımlarının yanında test ekibinin kullandığı araçlar oluyor. Senin kodunu alıyorlar tool'a veriyorlar, tool'da işte burdaki fonksiyonu şu şekilde daha iyi yazabilirdin, şu şu variable'lar gereksiz gibi çıktılar veriyor. Onlarla aramızda resmen uçurum var.

Adamlar şu problem için go dilini kullanmışlar, bu problem için jpyhton kullanmışlar diyosun, el cevap: Adamlar heyecan arıyor abi! Neden böyle çünkü derinlemesine öğrenme yok. Framework programcılığı var bizde.

C# yada java'nın herşeye yetebileceğini düşünüyorlar çünkü hep vasat işlerle uğraşıyoruz. Halbuki C# ve java ikisi de imperative stilde programlama dilleridir. Imperative, declarative,functional paradigm'daki dillerden bir tanesi bilmenin yanı sıra diğerlerinin de en azından hangi sorunlara çözüm olarak geliştirildiğini bilmek gerekir.
Mart 2017

Orhan Tutum bir yanıta alt yorum yaptı

Geleceğimizden ben umutluyum da önceki yorumlarına aynen katılıyorum. Ellerine sağlık.
Türkiye'de bahsi geçen yazılım sektörü, veriyi al, veriyi işle, veriyi gösterden ibarettir. Yerli bir fizik motorumuz yoktur, yerli bir yapay zekamız yoktur, yerli bir programlama dilimiz yoktur, %100 yerli bir donanımımız dahi yoktur. Devlet desteği konusunda, herhangi bir teknokentte değilsen, %40 vergi, geri kalan paradan da gelir vergisi, Spotaj.. Pek fazla destek olduklarını söyleyemem. Onca üniversite, onca bilgisayar mühendisi, onca bilgisayar programcısı varken, eğitilmek üzere eleman arayan firmaların olması içler acısıdır. Bu çocukların okuldan eğitilmiş olarak çıkmaları gerekirdi.
Yazılım şirketlerinin en büyük sıkıntılarından birisi, müşterilerin yabancı sevdalısı olmaları diyebilirim. Diğer sektörlerde de olduğu gibi, biz kimiz ki o adamlar kadar iyi yapalım. Başımız ağrımasın, almanlardan alalım düşüncesindeler. Türkiye'de yazılım can çekişiyor, geleceğinin de pek parlak olmadığını düşünüyorum.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de yazılım sektörü ne boyutta ve ilerisi için ne düşünüyorsunuz?

Türkiye'de bahsi geçen yazılım sektörü, veriyi al, veriyi işle, veriyi gösterden ibarettir. Yerli bir fizik motorumuz yoktur, yerli bir yapay zekamız yoktur, yerli bir programlama dilimiz yoktur, %100 yerli bir donanımımız dahi yoktur. Devlet desteği konusunda, herhangi bir teknokentte değilsen, %40 vergi, geri kalan paradan da gelir vergisi, Spotaj.. Pek fazla destek olduklarını söyleyemem. Onca üniversite, onca bilgisayar mühendisi, onca bilgisayar programcısı varken, eğitilmek üzere eleman arayan firmaların olması içler acısıdır. Bu çocukların okuldan eğitilmiş olarak çıkmaları gerekirdi.
Yazılım şirketlerinin en büyük sıkıntılarından birisi, müşterilerin yabancı sevdalısı olmaları diyebilirim. Diğer sektörlerde de olduğu gibi, biz kimiz ki o adamlar kadar iyi yapalım. Başımız ağrımasın, almanlardan alalım düşüncesindeler. Türkiye'de yazılım can çekişiyor, geleceğinin de pek parlak olmadığını düşünüyorum.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

İnsanın sesinin dinlediği ile gerçekteki arasında bir fark var mıdır?

Kendi sesimizi iki şekilde algılarız. Konuşurken oluşan ses dalgalarını dışardan kulağımıza gelişi ile ve ses telleri titreştiğinde vücudumuzun içinden boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler ve iç titreşimimiz tarafından. İçerden gelen ses ile havada yayılan sesin frekansı birleşerek bize ulaşır. Yani biz kendi sesimizi bu ikisinin birleşimi olarak algılarız.

Video ya da kayıt cihazları ise sadece havada yayılan ses dalgalarını algılar bizim vücudumuzun içinden bize iletilen kısımları kaydedemez. O yüzden ses kendi dinleyenine farklı gelir ama diğer dinleyenler havada yayılan şekli ile duyar.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Teknolojinin son 50 yılda yükselmesinin sebebi nedir?

Ben de Orhan'a basitleşen iletişim konusunda katılıyorum bu en önemli sonuçlardan biri. Yalnız teknolojinin gelişimi tüketicinin isteğine göre şekilleniyor olmasını tartışa biliriz. Biraz uzun bi konu...

Aslında son 50 yıldaki hızı anlamak için biraz daha geriye gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Mesela son 200 yıldır çok garip şeyler oluyor.

Teknoloji

bu grafik milattan sonra yıllara göre insan popülasyonunu gösteriyor. Milattan önce 10.000' den M.S. 1000 yılına kadar dünya üzerindeki insan sayısı 250 milyonu geçememiş. Yalnız 1800 lere gelindiğinde yaklaşık 1 milyara çıkıyor nüfus. İşin en ilginç tarafı yaklaşık 12.000 yılda 1milyar kişiye ulaşabilmişken tamda 1800-1850 arasında bişi oluyor sonuç 7,6 milyar...

Tahmin edin ne oluyor :) elektiriği keşfediyoruz... Elektriği bilim ve sanayide kullandıkça ölüm oranlarımız azalıyor. Üredikçe ürüyoruz, dünya savaşları vız geliyor 1918-20 arasında ispanyol virüsünden yaklaşık 75-80 milyon kişi ölüyor (öldürülüyor tartışılır) genede ivmelenmemizde bir değişiklik olmuyor. Dolayısıyla insan sayısı arttıkça teknolojiye ve bilime kafa yoran insan sayısıda artıyor.

(Kafamı kurcalıyan şey elektirik keşfedildiğinden bu yana 150 yılda neler yaptı... Torunu geleli 30 yıl olmasına rağmen şimdiden dünya kültürünü değiştirdi. Bir adım sonrası İOT.. O zaman neler olacak hayal edebiliyor musunuz ?)
Mart 2017

Orhan Tutum bir yanıt verdi.

Teknolojinin son 50 yılda yükselmesinin sebebi nedir?

Her geçen gün daha da basitleşen iletişim diye düşünüyorum ben.

Aslına bakarsanız ben soruyu gördüğüm an "Teknoloji gerçekten normalin üzeri bir hızla mı gelişti? " sorusunu sordum kendime.
Çünkü uzaya çıkıldığını bildiğimiz, teknoloji firmalarının 50 yıl ilerisi diyebileceği ürünleri geliştirdiğini bildiğimiz, büyük araştırma laboratuvarlarının on yıl önce kullandığı kapasitedeki işlemcileri yeni yeni son kullanıcının satın alabildiğini bildiğimiz ve teknoloji için dahi olsa insanların alışkanlığı doğrultusunda gelişen pazar geçerli iken. Gibi gibi.
Acaba gerçekten hızlı mı yükseldi?

Sonuç olarak şöyle desek de yanlış olmaz gibi.
Teknoloji, tüketicinin isteği kadar gelişmiş olabilir.
Lakin 2000 yılında teknoloji geliştiricilerinin hepsi 5ghz işlemci talep etseydi muhtemelen şuan minimum 5ghz işlemci kullanıyor olurduk. Ki bu çok basit bir örnek oldu.
Mart 2017

Orhan Tutum bir yanıt verdi.

Sizce referandumda neden evet veya hayır demeliyiz?

Bir ülkeyi dış etkenlerden kurtarmak istiyorsan güce ihtiyacın var. O gücü elde edemezsen ömür boyu gelişme sürecinde olan bir ülke "gelişecek" diye beklersin. Beklersin ama her ağızdan çıkan sözlerle hele bir de paranın kulu olmuş insanların ağzından çıkan sözlerle malesef bu pek mümkün değil.

Sonra da bi bakmışsın dışardan dışardan adamalar senin ülkenle satranç oynar gibi oyun oynuyorlar. Arada bir de afiyetle üzümünü bağını yiyorlar. E hal böyle olunca bir kaç önlem alıp bağzı arkadaşlara ülkesinin neresi olduğunu sormak gerekir.

Bir ülkenin padişahı olursan ya o ülkeyi yaşatırsın ya da yok edersin.
Bu kadar basit.

Yok olmaktan mı korkuyorsunuz?
Ben korkmuyorum. Yok olursam daha öncelerden olan gibi ve hala olmaya devam eden ŞEHİTLERİM gibi şehit olacağım çünkü. (Allah'ım ailelerine sabır versin)

Yoksa ömür boyu aynı Türkiye'ye mi sövmeye devam edeceğiz. Yok bizim ülke şöyle. Bizim ülke böyle.

E artık birşeylerin değişmesi gerektiğini düşünüyorum.
Artık "Türkiye teknoloji dalında büyük atılımlar yaptı. " cümlesini sık sık duymak isyitorum.
Artık "Kendi ülkemin mallarını satın alayım da dışarı para çıkmasın. " demek istiyorum.
Artık "Bir kaç oyun yapayım da dış ülkeler tarafından satın alndıkça ülkeme ekonomi girişi yapılsın. " tarzında düşüncelerde bulunmak istiyorum.
Artık "Kosgeb den ordan burdan destek alıp projeme başlamaya kalksam çok sıkıntılı durumlara düşer miyim? " sorularıma sakin kafayla, gerçekten ülkesini düşünen ustalarımla oturup bir bir tartışmak istiyorum.
Bir de sevdiğim var hayırlısıyla onu istiyorum.

Arkadaş çok mu şey istiyorum? :)

Ayrıca Mustafa Kemal ATATÜRK paşam da ne derse o olurdu.
Mart 2017

Orhan Tutum bir yanıta alt yorum yaptı

Aynen onu farkettim ama biraz geç oldu kusuruma bakma :) Aslında Erol Ayyıldız arkadaşımızın yorumunu okuduktan sonra ufak alt yorum yazmak istedim fakat biraz uzun yazdım sanırım. Alt yorumu yanıta taşıyıp hatamı düzeltiyorum hemen.
Madde 75 - Milletvekili sayısından başlayabiliriz. 50 tane daha milleti düşünmeyen adam ya da kadının ömür boyu paşalar gibi bakılmasına karşıyım.

Madde 101 - Seçilecek cumhurbaşkanının partili olmasına da karşıyım. Bu durumda çıkartılan yasalarda meclis ve cumhurbaşkanı karşılıklı birbirlerini denetlemeyecek, halihazırda anayasa delinerek işletilen suç sistemi işlemeye legal olarak devam edecek.

Madde 105 - Cumhurbaşkanı suç işlediği durumda ki diploma olmadan makamda olmak bile anayasal bir suç, onu sadece meclisteki salt çoğunluk denetleyebilecek ki aynı zamanda iktidar partisinin de başkanı olacak kişiyi kimse denetleyemeyecek.

Madde 106 - Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı getiriliyor ki örneğini Azerbaycan'ın Tayyip Erdoğan'ında gördük.

Madde 119 - Cumhurbaşkanına verilen OHAL ilan etme yetkisi de tek bir elde olduğunda fevri, adaletsiz vb kullanılabilecek ki tersini nedense düşünemiyorum.

Madde 142 - Askeri mahkemelerin kurulması da yasayla engellenecek yani askerleri de Cumhurbaşkanının atayacağı hakimler yargılayacak. Cumhuriyeti yok ederken askeriyeden gelebilecek tepkilere karşı bir tedbir alınmış görünüyor bu maddeyle.

Madde 159 - HSYK'nın başkanı yine Cumhurbaşkanının direkt kafasına göre seçtiği adalet bakanı olacak, bir üye de yine aynı şahsın seçtiği adalet bakanlığı müsteşarı olacak. Kurulun bir kısmı iktidar partisi diğer kısmı ise Cumhurbaşkanı tarafından atanacak yani tümü Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Böyle bir kurumdan adalet beklemek imkansız olacak. Madde 146'da bahsi geçen Anayasa mahkemesi de aynı şekilde Cumhurbaşkanının hegemonyasına alınacak.

Madde 8 - Yürütme yetkisini %100 olarak tek kişiye yani Cumhurbaşkanına veriyor. Zaten yasama da partisiyle onun elinde keza yargı da. Yani demokrasinin olmazsa olmazı güçler ayrılığında bahsettiğimiz üç erkin tamamı Cumhurbaşkanına geçiyor.

Madde 15 - Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması sadece Cumhurbaşkanının OHAL ilan etmesine bağlanıyor.

Madde 73 - Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.


Madde 117 - Silahlı kuvvetlerden de Cumhurbaşkanı mesul olacakmış. Aynı zamanda o kişi devletin baş komutanı oluyor. Yasama, yürütme, yargıdan sonra askeriyenin de başı aynı kişi olacak.

Madde 118 - Milli güvenlik kurulu da tamamen Cumhurbaşkanı ve onun atadığı genel kurmay başkanı tarafından atanacak.

Madde 124 - Cumhurbaşkanı kanunlarla çelişmediği sürece KHK çıkartma yetkisine sahip olacak. Yani eğer meclisteki partisiyle istediği yasaları çıkartamazsa KHK çıkartarak yoluna devam edecek.

Madde 131 - YÖK'ün de artık sadece Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesini öngörüyor.

Madde 154 - Yargıtay da Cumhurbaşkanının HSYK'sı tarafından yani yine aynı kişi tarafından seçilecek.

Madde 155 - Danıştay da aynı Yargıtay gibi seçilecek.

Görünüşe göre tüm devleti tek bir kişiye devretmeye hazırlanıyoruz. İşlevsiz meclisi, CB'deki meclisi fesih yetkisi ve KHK çıkarma haklarıyla sistemin 3. Meşrutiyetten bir farkı yok. Yasama, yürütme, yargı ve askeriyeyi bir kişiye devrederseniz o kişi sadece bir otokrata dönüşebilir. Meşrutiyet, halifelik, şeriat gibi geri dönemlerin sistemlerine dönüp kulun kulu olarak yaşamak isteseydim kararım evet olurdu ama ben bunlara karşıyım. Yani kararım hayır olacaktır. Akape ve kurmayları tarafından yapılan kirli siyaset sandıktan evet çıkarsa kepazeliğin nerelere varacağı hakkında bir fikir veriyor. Bir muhalefet partisinin eş başkanlarını kendi ürettikleri senaryolarla içeride tutuyorlar, bu bile hayır demeye yeterli olmalı, nitekim adalet bir gün herkese lazım olacaktır, hatta akapelilere bile. Görüyorsunuz Almanlardan bir şamar yediler adalet, demokrasi diye ağlıyorlar. Dışarıda demokrasi aramadan önce içeride hayırcılara yaptıkları zulmü bir gözden geçirseler iyi olacak.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Bilimi sevmek için neler yapmalıyım? Nereden başlamalıyım?

Öncelikle "bilim" algısının fen, matematik, uzay araştırmalarından ibaret olması bence değiştirilmesi gereken bir bakış açısı. Eğer ki amacın illa ki bu pozitif bilimleri anlamak ise o ayrı tabi. Bilimsel yaklaşım herhangi bir alanda gerçekleştirilebilir, gerçekleştirilmelidir. Buradan hareketle en önemlisi gündelik hayatında kafanı kurcalayan herhangi bir şey üzerine araştırmaya başlamak bence en basiti. Örneğin; TV'nin neden bu kadar çok izlendiğini mi merak ediyorsun, bunun için bir dolu sosyal teori var bunlarla başla. Ya da internet teknolojileri mi, mantarlar nasıl mı yetişirilir, arabesk müzik Türkiye'de neden bu kadar çok seviliyor vs... Merak meselesi burada yatıyor bence, disiplinleri anlamak, bilimsel yaklaşımı anlayabilmek ve gerekirse onu eleştirebilmek.
Mart 2017

Orhan Tutum bir yanıt verdi.

İşletim sistemi yazmak için hangi yolları izlemeliyim?

Arkadaşlar açıkçası sorunun cevabını bende merak ediyorum o yüzden soruyu soran arkadaşın yanı sıra hiç bilmeyen benim için de bildiğiniz ne varsa yazarsanız memnun olurum.
"İşletim sistemi windowsta çalışmaz biosta çalışır. " kadar temel olsa bile ne var ne yok dökün lütfen.
Ben ufak bir araştırma ile şu makaleyi buldum.
forum.shiftdelete.net/threads/c-ile-boot...

Fakat yine de flash bellek bootlama ile başlanabilir mi?
Bootlasak içine atılması gereken standarttaki dosyalar el ile kopyalanabilir mi?
Bootlanmış flash içine atılan dosyalar not defteriyle yazılmaya başlanabilir mi?
gibi gibi temel bilgiler bile start vermek için süper olacağını düşünüyorum.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Batık neden oluşur? Nasıl önleyebiliriz?

Kadınların tüy aldırma yani epilasyon sonrasında en fazla şikayetçi oldukları konuların başında batık sorunu gelir. Burada batık ile kastedilen şey olarak aklınıza sakın tırnak batması falan gelmesin. Epilasyon sonrası bazı hanımlarda görülen tüy batmaları ve küçük kıl dönmelerine batık adı verilmektedir. Batığın nedeni olarak tüy aldırma yönteminin değişimi gösterilmektedir. Özellikle jilet kullanımından ağda kullanımına geçme veya tam tersi durumlarda batıklar daha yoğun olarak görülmektedir. Aslında ağda ile tüy almak batık şikayetlerini azaltmak açısından daha avantajlıdır. Çünkü ağda sırasında deride batığa neden olan ölü hücreler de uzaklaştırılmakta ve batıkta görülen deri katmanları temizlenmiş olmaktadır.

Cilt Problemleri

Bazı hanımlarda cildin kendisini yenilemesi oldukça hızlı olmakta ve ölü deri tabakasının ciltten dökülmesi ise daha uzun sürmektedir. Bu nedenle ciltte biriken ölü deri tabakalaşması kılların köklerinden çıkmasını zorlaştırmakta hatta bazen de engel olmaktadır. Bu tarz sorunu olan hanımlara daha çok peeling ve cildi sıklıkla keselemelerini öneriyoruz.
Kese yaptırmak sadece batık tedavisi için değil, aynı zamanda cildin gençleşmesi ve deri altı kılcal damarların kan dolaşımının hareketlenmesini de sağlar. Kese nasıl yapılır bilmeyenler için ufak bir hatırlatma yapalım. Keseleme yaparken kesinlikle nemli ve buharlı bir hamam ortamında olunuz. Buhar cildi yumuşatır ve kuru keselemenin yol açacağı tahriş riskini en aza indirmiş olur.

Batık Nasıl Geçer-Batığın Doğal ve Bitkisel Tedavisi

Batıkların önlenmesi ve var olanlarının tedavisi için etkili diğer bir yöntem ise batık kremi adı verilen kremlerin kullanımıdır. Ölü derinin atılarak alttan gelen genç derinin çıkmasını sağlayan bu tarz kremlerin yoğun bir biçimde kullanımını önermiyoruz.

Ponza taşı ile keseleme yapmak ta klasik kese benzeri bir etki yapar. Ponza taşı da hassas ciltli kişilerde deriyi tahriş edebilir. Bu bakımdan dikkatli kullanmak gerekmektedir.

-Nemlendirici bitkisel yağlar ile yapılan cilt masajları da hem batık nasıl geçer sorusuna bitkisel bir yanıt teşkil eder hem de cildi yumuşatır, kıl kökünde oluşan sebum benzeri yağların çözülmesini ve vücuttan atılmasını sağlar. Söz konusu sebum maddesi toksik maddeler ve bakteriler açısından son derece zengin olup sivilcelere neden olmaktadır. Bu bakımdan bitkisel yağlar ile hem cildinizi nemlendirecek, yumuşatacak ve besleyecek, hem de sivilce oluşumunu baştan engellemiş olacaksınız. Gül yağı ve buğday yağı kullanan bir arkadaşım da batık problemine iyi geldiğini söylemişti.

Bacaklarda kıl batması nasıl önlenir

-Papaya maskesi cildi soymakta çok etkilidir. Bir adet orta boy papaya ile hazırlayacağınız maskeyi en az iki ay kullanabileceğiniz bir tarif veriyorum.

İyice yumuşamış olan meyveyi dörde bölün. Çekirdekleri kavun çekirdeği gibi merkezi yerleşmiştir, çekirdeklerini temizleyin. Kabuğunu soyun ve öğütücüden geçirerek macun kıvamına getirin. Bir tane limonun suyunu sıkın ve bu limon suyu içinde üç tane 500 mg. Lık aspirini eritin. Papaya püresine ekleyin ve iyice karıştırın.cam kavanoza alın ve ağzını sıkıca kapatın. Maskeyi kalınca bir tabaka halinde sürün. En az 10 dakika bekleyin ve soguk su ile yıkayın. Yıkarken duş jeli sabun vs kullanmayın. Sadece su ile bölgeyi yıkamanız yeterlidir. Uyguladığınız bölgede soyulma olacaktır. Bu şekilde ölü deri atılır ve batık oluşumunun önüne geçilir.

Papaya maskesi batık oluşumunu önlediği gibi batık lekelerini gidermek, batık lekelerinden kurtulmak için de çok etkili bir maskedir. Ayrıca epilasyondan kaynaklanmış cilt kararmalarında da gözle görülür şekilde renk açılması sağlar. Bacakta kıl batması için tavsiye arayanlar bir de bunu denesinler.

-Aspirin suyu ile batık bölgelerine masaj yapın. Kimyasal peeling işleminde kullanılan soyuculardan bir tanesi TCA da denen trikloroasetikasit kimyasal yapı olarak ta etki olarak ta aspirinin akrabasıdır. Bir çay bardağı kaynamış soğumuş suda beş adet 500 mg. Lık aspirini eritin. Dibe çöken tortu dışında eriyiği spreyli şişeye alın. Haftada iki gün bacaklarınıza uygulayın. En az iki saat bekletin ve sadece su kullanarak durulayın. Bu da soyma yoluyla batık oluşumunun önüne geçer ve batık lekelerine, ağdadan yada jiletten cilt kararmalarına faydalıdır.

Batık Nasıl Geçer ve Önlenir?

Batık oluşup lekeye dönmeden, cilt kararmadan tedbirli davranmak en akıllıca davranış olacaktır. Çok sıcak ağda cildi yakar ve karartır. Jilet yada epilatör ile ciltte iritasyon yaratmak cildi karartır. Yine bunlar batıklara yol açar. Batıkları iğne ucuyla kurcalamak, batık kılı iğne kullanarak çıkarmaya çalışmak, iğnenin ucunu yakıp yada alkolleyip sterilize etmiş olsanız da lekeye yol açar. Tırnakla uğraşmak yapılabilecek en büyük hatadır.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Batık neden oluşur? Nasıl önleyebiliriz?

Oluşmasında ilk akla gelenler;
  • Kılların uzamasına fırsat vermeden sürekli alma işlemi uygulamak (bu durumda, ucu bile çıkmayan kılların afallaması ve saçmalaması).
  • Makina yada ağda ile acele acele, hızlıca almaya çalışmak (işlemin, kılların kırılmasına ve gömülmesine sebep yaratması).
  • Cilde nemlendirici sürmemek (zayıf ve ince kılların, kuru ve sert ciltte kendine başka istikamet belirlemesi).
  • Aileden miras almak (bazı şeylerin kişinin elinde olamaması).

Önleme yöntemlerinde, ilk akla gelenler;
  • Kılların uzamasına biraz da olsa fırsat vermek
  • Keseleme işlemi ile kılların cildin yüzeyine çıkmasını sağlamak.
  • Kılların zayıflığını gidermek için ara ara jilet yapmak
  • Cildi nemlendirmeyi alışkanlık haline getirmek
Baktın bunlarla da düzelmiyor, lazer epilasyon yaptır kurtul derim ben.
Mart 2017

Orhan Tutum bu yanıtı beğendi:

Batık neden oluşur? Nasıl önleyebiliriz?

Batıklar kıl kökünde kızarıklık ve şişlik oluşturup sivilce görünümüne neden olur. Ailesinde batık görülen bireylerde görülme riski yüksektir. Kıvırcık ve kalın kıl yapısı olanlarda daha çok görülür.

Batığı olan erkekler daha az traş olmalıdır ve kılın çıkış yönüne doğru traş olmalıdır. Kadınlarda da her türlü yapılan epilasyon neden olacağından kesin çözüm lazer epilasyon olacaktır. Lazer epilasyon içte dönmüş olan kılı da yok edecektir. Batıklara müdahala etmemek gereklidir. Sadece üst tabakayı sıyırıcı peelingler uygulayabilirsiniz. Batığa müdahale uyguladığınız zaman lekeler kalır.

Batık oluşumunu engellemek için bir kaç pratik yöntem;
  • Banyoda sıcak suyun altında iyice yumuşan ve batık olan bölgenize kese ya topuk taşı ile ovalayarak derinizden batıkların çıkmasını sağlayabilirsiniz.
  • Cilde peeling uygulanır. Cilt yüzeyindeki ölü deri temizlenerek deri altında ki kıllar, deri yüzeyine çıkar.
Daha Fazla