Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ayhan Şimşek,

Gezgin

İnsan iradesinin özgürlüğüne kavuşmasını istiyor. Bireylerin özgürce bir araya gelmesinden oluşan toplumsal bir düzende yaşamak istiyor. Gerçekleşmesi mümkün tezat ütopyaları burada olma nedenlerinden biri. Aşka inanıyor sahiplenmeye karşı çıkıyor.

Eylül 2017

Ayhan Şimşek

Türk Şiirinde Garip Akımı

ekşi sözlükten alıntılar: eksisozluk.com/garip-akimi--250969?p=1

  • Şiiri yüksek zümrenin tekelinden alarak şiire fukaralığı, yırtık çorabı, kirli ceketi sokarak halka uyarlayan akımdır. Zaten adındaki ''garip'' farklılıktan ziyade fukaralık anlamı taşır. Bu şiirler her şeye rağmen hayatın renklerini görebilen insanların şiiridir. Orhan Velin'in ''garip'' adlı şiir kitabının girişinde bu akımın manifestosu sayılabiliecek bir yazısı bulunmaktadır.benbirdusuneyim mi

  • Akımın şairleri edebiyat dünyasında fırtına gibi esmiş, büyük yankı uyandırmıştır. Özellikle Yusuf ziya ortaç'ın eleştirinin dozunu fazla kaçıran şu sözleri hayli enteresandır:"Vezin gitti, kafiye gitti, mana gitti. Türk şiirinin berceste mısraı diye yazık oldu süleymen efendiye rezaletini alkışladılar. Sanatın darülacezesiyle tımarhanesi el ele verdi, birkaç mecmuanın sahifesinde saltanat kurdular. Ey Türk gençliği! Sizi bu hayasızların suratına tükürmeye davet ediyorum... "

    Kendilerini alkışlayan da yerin dibine batıran da çoktur. Su götürmeyense kimsenin bu akıma kayıtsız kalamadığıdır.kafkaesk komedi


  • Birinci yeni olarak da bilinirler. Şiirde her türlü kurala karşı çıkıp kuralsızlığı kural edindiler. Şiirin özgür yazılması gerektiğini savundular. O güne kadar seçkin bir tür olan şiire konuşma dilini dahil ettiler. Hatta nasır gibi bayağı bir sözcüğünde şiirde kullanılabileceğini gösterdiler. TTürk edebiyatında tepki topladılar ve genelde garip akımını takip eden şairler bir türlü düzgün para kazanamadan kaderleriyle başbaşa hayata gözlerini yumdular.cipchilek


  • Kendi deyimleriyle şiiri "müreffeh sınıfların" elinden alıp,"dünyayı dolduran ve yaşam hakkını mütemadi bir didişme sonucu kazanan" insanlara armağan ederler. Bu akımın temsilcileri sıradan insanları anlatırlar, ağdalı dilden ve kafiyelerden hoşlanmazlar. Orhan Veli'nin aşağıdaki dizeleri bu akımı özetler gibidir.

''işim gücüm budur benim,
gökyüzünü boyarım her sabah,
hepiniz uykudayken.
uyanır bakarsınız ki mavi.

deniz yırtılır kimi zaman,
bilmezsiniz kim diker
ben dikerim.

dalga geçerim kimi zaman
o da benim vazifem;
bir baş düşünürüm başımda,
bir mide düşünürüm midemde,
bir ayak düşünürüm ayağımda,
ne haltedeceğimi bilemem. '' zaman sokaklarda kayboluyordu

Aralık 2015

Ayhan Şimşek

SINIRLARIMIZ YENİDEN ÇİZİLDİ, HABERİMİZ YOK, KONUŞUYORUZ BOŞ BOŞ.

////DİKKAT//// UZUN YAZI !!!
-----------------
SINIRLARIMIZ YENİDEN ÇİZİLDİ,
ÇOKTAN TAMAM DEDİ MECLİSİMİZ,
HALK OLARAK BUNDAN HABERİMİZ YOK,
KONUŞUYORUZ BOŞ BOŞ.
****
KONU: Türkiye'nin Doğu ve Güney Doğu Anadolu Toprakları, Büyük Orta Doğu Projesi B.O. P, Kürt Halkı, Özerklik İstemi ve İkiz Yasalar.
****
1-Ülke olarak İKİ Kutba ayrılmış durumdayız. Yani Doğu ve Batı.
Doğudakilerin açılımına Kürt, Batıdakilerin açılımına ise Türk denilen bir "ayrıştırma" döneminden geçiyoruz.
1.1-Sandıktan çıkan sonuçlar, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde yaşayan vatandaşların %80 oranında HDP'yi temsilci olarak seçtiğinin bir çok defa kanıtı durumunda.
***
***
2-Orta doğuda bu zamana kadar taşeron örgütlerle PLANLI yürütülen karmaşanın yerini ARTIK SÖZ KONUSU ESAS ÜLKELER almış durumda.
Yani bir tarafta RUSYA, İRAN, ÇİN öteki tarafta ise ABD ve AB devletleri.
2.1. A-Rusya'nın burada bulunma nedeni malum SICAK SULAR hayali.
2.1. B-İran ise Yemen'de sonlanacak! Bir HİLAL kurma hevesinde.
2.1. C-Çin ise ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle bölgeye yaptığı yatırımları koruma bahanesiyle YENİ DÜNYA DÜZENİN'de yer alma peşinde.
2.2. A- ABD ve AB'den hiç bahsetmiyorum bile.
2.2. B- Türkiye ise "görünürde" bir Osmanlıcılık hevesiyle Türkmenlerin yaşadığı bölgeleri başta Musul olmak üzere yeniden topraklarına katmak ve kendine petrol rezervi yaratmanın derdinde!!!!!!!!!!!! Mi acaba?
2.3. A-Tüm bunlar kapsamında ABD'nin BOP'u kesinlikle rafa kalkmış değil SADECE bu projeye bizde hakkımız olanı isteriz ve almak için buradayız diyen ORTAKLAR çıkmış durumda.
2.3. B-Sözde tüm bu ülkelerin ORTAK AMACI ise yine kendilerinin son model otomatik silahlarla modifiye edip kurduğu DEAŞ yani İŞİD denilen TERÖR ÖRGÜTÜNÜ YOK ETMEK. Oysa kendi kurdukları bu örgüt ile bir yandan Dünya insanlarına İSLAM KÖTÜLENMEKTE (bknz. Donald Trump, Paris Bombalama) diğer yandan ise tüm bu bölgeye KURTARICI HÜVİYETİNDE ASKERİ ÜSLER KURMAK.
2.3. C-ÖTE YANDAN bu GİZLİ ÖRGÜTLENMEYE KARŞI; Suudi Arabistan VE Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 34 İslam ülkesinden oluşan "TERÖRLE MÜCADELE İTTİFAKI" kuruldu.
2.3. D- KISACASI; DİNLER!! SAVAŞI ÇIKTI ÇIKACAK demek için her türlü SALDIRI ZEMİNİ HAZIRLANMIŞ DURUMDA.
***
***
3-Türkiye, Suriye ve Irak Kürtlerinden oluşan örgütler ise yine bu ismi geçen ülkelerin ON YILLARDIR verdiği GİZLİ DESTEK ile BÜYÜK KÜRDİSTAN DEVLETİ hayalleri peşinde tabii ki bugünkü bu koşulların oluşmasına alet oldular diyebiliriz.
3.1. A-Tabii bunu derken Devlet'in dış güçlerin oyunlarına kanması, bölge insanına YETER ÖLÇÜDE İNSANİ HAKLARINI, YAŞAM KOŞULLARINI SUNMAMASI ve üstüne Hakkını arayanlara uyguladığı RESMİ-GAYRİ RESMİ YÖNTEMLER ise DEVLETİ SOSYAL OLMAKTAN UZAKLAŞTIRDIĞI gibi Bölge Halkını da hakkını aramada ve vazgeçiş noktalarında emperyalist güçlere teslim etmiştir.
3.1. B-Yüzyıllardır kan ve vahşetin eksik olmadığı, İnsanlığın, yerleşik hayatın başladığı bu MEZOPOTAMYA BÖLGESİ bugün yeni ve büyük bir oyunla yeniden son sahnesine şahit olmakta.
***
***
4- ÖZERKLİK İSTEMİ ve İKİZ YASALAR
-
4.1. A- Bugünkü bu bahsettiğim koşullar ve BÖLGENİN geçmiş tarihini göz önüne aldığımda "Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Sınırlarının kesinlikle değişeceğine inanıyorum. "
----Böyle düşünmemin en güçlü nedeni; Birleşmiş Milletler nezdinde uluslararası bağlayıcılığı olan **"İKİZ YASALAR"** anlaşmasına imza atmış olmamızdır.
4.1. B- 2000 yılında yapılan ön protokol anlaşması (Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Koalisyonu) 2003 Yılında T.C. Başbakanlığı sırasında Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanıp meclisten oy çokluğuyla 1 gecede geçirilip resmi gazetede yayınlanan bu anlaşma yürürlüğe girmiştir..
----Peki ne diyor bu anlaşma?
4.1. B. A- Ülke içinde herhangi bir etnik grup, yoğun yaşadığı bölgede devlet hizmetlerinden memnun kalmadığı taktirde kendi bölgesinde yapılacak bir referandumla özerkliğini isteyebilir.
4.1. B. B. - Ülke içinde herhangi bir etnik grup, yoğun yaşadığı bölgede devlet hizmetlerinden memnun kalmadığı taktirde kendi bölgesinde yapılacak bir referandumla özerkliğini isteyebilir.
**********************
**********************
KISACA; bu yasa ile ülkemiz çoktan bölünmüştür sadece açıklamak için; uygun kaos ortamı DIŞ GÜÇLERİN de ORTAK HAREKETİYLE ve
ÇÖZÜM SÜRECİ GÖRÜŞMELERİNİN BİTİRİLMESİYLE itinayla yürütülmektedir.
Ekim 2015

Ayhan Şimşek

Yekpare - Nyra

susturunca güzel bir beyin aktiviteleri
Ekim 2015

Ayhan Şimşek

Eylül 2015

Ayhan Şimşek

donsuz kişot

Coğrafya ve Matematiğin eşsiz uyumu sonucu
Dünyamızın yüzölçümü 510 milyar km2
Dört'te Üçü Su ve bize kalan 127 milyar km2
böldüğüm insan sayısı ben dahil 7.5 milyar kişi
Evrensel kanunlara ve bugünkü dünya rakamlarına göre;
Yaşadığım dünyanın 170 km2'lik alanı doğduğum andan itibaren Dünya'nın bana hoşgeldin hediyesi.
Ben, benden öncekilerin kendilerini yönetmesine izin verdiği o kararların ve kanunların hiçbirini bugün tanımıyorum VE YÖNETİM ŞEKLİNİZİ BEĞENMEDİĞİM için;
Dünya Yüzölmünden 170 KM2 bana ait olan hakkımı GERİ İSTİYORUM.
Ve bu zamana kadar ırzına geçtiğiniz haklarım için SİZİ AF EDİYORUM.
clint eastwood


Eylül 2015

Ayhan Şimşek

Düşünce İnsanı mısın, eylem İnsanı mı?

blog.milliyet.com.tr/dusunce-adami-misi...

Düşünce adamı mısınız, eylem adamı mı?

Düşünce adamı dediğim bilgisi, görgüsü, fikri, teorisi, argümanı, okurluğu olan insandır. Her ne kadar, bilgi dediğimiz yanlış bilgi, görgü dediğimiz yoz kültür, fikir dediğimiz taklit, argüman dediğimiz bozuk mantık, okurluk dediğimiz tek yanlılık içerse bile. Sonuçta bunları şu ya da bu şekilde, şu ya da bu nedenle yapan kişi düşünce adamıdır.

Eylem adamı ise cesareti, girişimciliği, ekipçiliği, hareketliliği olan insandır. Her ne kadar cesaret dediğimiz şov, girişimcilik dediğimiz tiyatro, ekipçilik dediğimiz klikçilik olsa da.
Bana kalırsa insanların çoğu bu iki gruba girer.

Öyle insanlar vardır ki, sanırsın yalayıp yutmuştur, gerçi karşısındaki bilmiyorsa, rahatlıkla sallayacak, uyduracaktır ama uzun uzun ince ince anlatmasının sonu gelmez, ordan oraya rahatlıkla geçebilir ve sanki hiç susmayacakmış gibi konuşma potansiyeli vardır.

Yine öyle insanlar vardır ki, tam tersine, duygu, coşku, hareket, eylem adamıdır. O konuşmaktansa yapmak ister. Ama bu kişi size öyle gelir ki bir tür kuru gürültüden başka bir şey değildir.
İnsanlar bu iki niteliğe ayrı ayrı sahip olarak ve her birinde farklı dereceleri taşıyarak çoğunluğu oluştururlar.
Hem düşünce hem de eylem adamı olmak dünyada çok az rastlanan bir bireşimdir, bence.
Kişinin düşünce adamı olması, eylem adamı olmaya nitelik verir.
Kişinin eylem adamı olması, düşünce adamı olmaya kuvvet verir.
Bu iki niteliği haiz insan çevresini, toplumu, dünyayı değiştirme olanağına sahip insandır.
Ağustos 2015

Ayhan Şimşek

Ağustos 2015

Ayhan Şimşek

Siestaya Dair Hatırlatma

10531

Toplumda siestanın daha çok Meksika vatandaşlarının uyguladıkları bilinmektedir. Uygulama biçimi olarak ise, insanların bir köşede şapkalarıyla gözlerini kapatmaları şeklinde olduğu bilinir. Bilinen bu durumların en büyük nedeni ise, ABD yapımı filmlerde sıcaktan bunalan Meksika’lıların bu şekilde uyuklayarak gösterilmesidir. Aslında siesta kavramıyla ilgili bir çok soru işareti bulunmaktadır. Bu kavramla ilgili toplumda yanlış algı bulunur. Siesta saatinde Meksika’daki bütün kişiler o anda işini ve gücünü bırakıp uyumamaktadır.
bilgiustam.com/siesta-nedir/
Ağustos 2015

Ayhan Şimşek

Padişahım Çok Çabuk Geber!

TARIM Bakanlığın şu kelime oyununa dikkat edin. "Mayıs 2014'te çıkarılan kanun çerçevesinde son bir yılda anne veya babasından miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemlerini yapmayan vatandaşlara 3 aylık ek süre verildi. "
*
Cümlenin okuyanda bıraktığı izlenim sanki son 1 yıl içerisinde kalan miraslar içinmiş havası verse de gerçekte Olay; Son 1 yıldır, çıkartılmış olan yasanın gerektirdiklerine uymayanlara 3 aylık ek müracaat süresi verilmiştir DER..
*
DİKKATLİ olun. Devlet, mirasçıların kendi arlarında AĞUSTOS 2015'e kadar anlaşamaması halinde mahkeme yoluyla İHALEYE ÇIKARTARAK elinizdeki arazinin TÜMÜNÜN tek arazi olarak 3. Şahıslara SATIŞINI gerçekleştirecektir..
*
Ayrıca tapuda emsal değeri büyük olasılıkla düşük gösterilmiş olan bu tarlalar da yine BİLDİRİLMİŞ bu DEĞER üzerinden 3-5 KURUŞA satılmış olacak.
*
Şimdiden Geçmiş Olsun. Bu denli halk için önemli bir konunun meclisten gündem kalabalığı içerisinde karambole getirilerek geçirilmesi VE ANA DAMAR medyanın da bu haberi görmezden gelmesi bu hükumetin klasik bir politikası.
Bunu GSS Gelir Tespiti bilmem ne sigortası kapsamında çıkarttığı kanunda da gördük. Çalışanı/Çalışmayanı sefaletten sürünürken HÜKUMET LÜTFEDİP bu Borçlar için taksit imkanı sunuyor.
*
Padişahım Çok Çabuk Geber...


Haber Link:
tarimdanhaber.com/haber/tarim/miras-tarl...
Mart 2015

Ayhan Şimşek

ATOM ÇORBA / Hasta Çorbası

Salya, sümük ve gözyaşı döken hastalıklara özel bir çorba!

Sert acı severler ve hastalıktan orasını burasını kımıldatamayanlar için ,
Hem ağlayıp hem üfleyip hemde bir kaşık daha almaktan kendini çekemeyenlere şahit olunan çorba! ..

İşte Malzemeler:
  • 500-750gr Brokoli (sapları çöp!)
  • 4-5 adet dilediğiniz tür Biber (öz tadı kalacak boyda kesip az kavuruyorum)
  • 4-5 adet Sarımsak (mümkün derece ufak doğruyorum)
  • 4-5 adet ufak boy Havuç (serçe tırnak genişliğinde kesip kavurmaca)
  • 200gr civarı Patates (kerevizde iyi oluyor, yarım baş parmak boyda kesmece, kaşığa gelmelik)
  • 1 baş Soğan
  • 1 çay bardağı Limon
  • 1 su bardağı Süt
  • 500gr Yoğurt
  • 3 Yemek kaşığı Un
  • kekik, pul biber, kara biber ve daha aklınıza ne gelirse o acılardan elinizin kararınca ve korkusuzca


471

İşte Tarif:

  • Patatesler öncelikle tencereye atılarak %40-50 kıvamında kavrulur.
  • Akabinde biberler, soğanlar, sarımsak ve havuçlar yolcu edilir.
  • Bunlarda yeter kıvamda kavrulunca baharatlar boca edilir.
  • 471
  • Akabinde Sütü katar, Limonla vedalaşılır.
  • 471
  • Bir kaç tur karıştırıp peşi sıra yoğurdu katarız.
  • Bu esnada ben napıyorum zehirlenme ihtimalim nedir sorusu gelebilir aklınıza. Endişe etmeyin, devam edin.
  • 471
  • VE, ÖNCE yeter miktarda Sıcak Su ilave edip akabinde; Brokolileri de bu işin içine ortak edin.
  • Bir kaç tur karıştırıp Kapatın tencerenin kapağını. Tahminen 20-25 dk. orta ateşte pişme sonrası bu hale gelecektir.
  • 471
  • Afiyet Olsun, Geçmiş Olsun Hastamıza:)
Mart 2015

Ayhan Şimşek

Tesadüf bu'ya!!!

TUIK verileri diyor ki; Her geçen yıl kütüphanelerimiz kapatılıyor.
Tesadüf bu'ya;

AKP'nin iktidara gelmesine denk düşüyor bu kütüphane kapatmalar.
Buyurun istatistikler.

4409
Ocak 2015

Ayhan Şimşek

KONVANSİYONEL TARIM YÖNTEMLERİNİN DÜNYAYA ZARARLARI

DÜNYADA TARIM
  • · Dünya topraklarının kullanılmasında en büyük payı tarımsal uygulamalar alıyor. İnsanoğlu şu anda dünyamızın buzla kaplı olmayan topraklarının yaklaşık % 38’inde tarım yapıyor.
  • Bu alanın üçte birini ekinler, geri kalanını ise canlı hayvan üretiminde kullanılan çayır ve meralar oluşturuyor.
  • Ancak bugüne kadar yapılan çalışmalar, ortalama küresel ürün veriminin son 20 yıl içinde ancak % 20 oranında arttığını gösteriyor. Ancak bu oran, üretim artışını 2050 yılındaki tahmini dünya nüfusuna yeter oran olan; iki katına çıkarmak için yeterli değil ne yazık ki.
  • Dünyada yetiştirilen bitkisel ürünlerin % 60’ı insanların, % 35’i hayvanların beslenmesi için kullanılırken, kalan %5 de biyoyakıt ve diğer sanayi ürünlerini elde etmek için kullanılıyor.

KONVANSİYONEL TARIM YÖNTEMLERİNİN DÜNYAYA ZARARLARI

  • Üretimi artırma yolunda kullanılan kimyevi yöntemler, tarımın çevreye ve doğaya verdiği zararı oluşturuyorlar. Bu zarar iklim değişikliği ve okyanusların asitleşmesi ile kendini ciddi bir şekilde hissettiriyor.
  • Yapılan çalışmalar bugüne kadar tarımsal uygulamaların yol açtığı zararı tahmini olarak şu şekilde açıklıyor: Tarih öncesine ait çayır ve meraların % 70’i, savanaların % 50’si, ılıman iklim kuşağındaki yaprak döken ormanların % 45’i ve tropik ormanların % 25’i yok edilerek tarım arazisine dönüştürülmüş.
  • Bu verilere göre, en son yaşanan buzul çağından bu yana ekosisteme bu derece zarar veren başka hiçbir etken yok. Tarımın dünya üzerinde bıraktığı fiziksel ayak izlerinin dünyadaki tüm kaldırım ve binalar ile karşılaştırıldığında nerdeyse 60 kat daha fazla olduğu söyleniyor.
  • İnsanlar her yıl yaklaşık 4000 kilometreküp su kullanıyor ve bu suyun büyük bir kısmı nehir ve yeraltı su havzası kaynaklı. Suyun % 70’i sulama amacıyla kullanılıyor.
  • Konvansiyonel Tarım uygulamaların yoğunluk kazanmasıyla birlikte son 50 yıl içinde sulanan arazilerin sayısı iki katına çıktı, küresel gübre kullanımı ise % 500 oranında arttı.
  • Sentetik gübreler, zirai ilaçlar ve kimyasallar çok fazla kullanılıyor.
  • Azot ve fosforun doğaya yayılma oranı 1960 yılından bugüne neredeyse iki katına çıktı. Bu da toprak, su kirliliğine ve nehir ağızlarında oksijen yetersizliğinden dolayı ölü bölgelerin oluşmasına neden oluyor.
  • Tarımsal üretimde kimyevi gübre kullanılması verimi artırıyor, ama bu gübrelerin ancak yarısı bitkiler tarafından kullanılıyor, diğer yarısı toprağa ve suya karışıyor. Atmosfere sera gazı salımında en büyük payı; bu konvansiyonel tarım faaliyetleri alıyor.Açığa çıkan karbondioksit, metan ve azot oksit gazlarının % 35’inden tarımsal uygulamalar sorumlu. Bu oran dünya çapında ulaştırma ve elektrik üretimi sonucunda ortaya çıkan sera gazı salımından bile daha fazla.
Aralık 2014

Ayhan Şimşek

aklında geçen benim

1000 defa sÖyledim sana oYnama aklından geçenlerle die..

6585
Yok sen illaki... ...sonunda allak bullak ettin senin icin hazirlanmis harfleri.. Hepsiyle oynayip firlattiin. Bircogu camlarini kirip uctular simdi.. Ellerinde kalanlara bak.. 1 cinAli bile etmeyecek harflerini tum gucunle egip bukmen falan... Bosyaziyorum. Gittikce daha tehlikeli oluyor bu hallerin.. Cok die birsey yok.yetismiyor harfler..anlatamıyoruz sürekli 1 entry..ise yaramayacak.. bi'dakka Ama bu yılın son rakamini degistirirken HATIRLADIM birden.. Hersey cok guzel!! . Duzenli uyumlu yanii ahenkle dans ediyor etrafimda.. Harfler isil isil kayiyor birbiri ardina tum isiklı suzmeler.. Takip edemiyorum.. Cikis sadece bir parmak hareketi.. Sonrası buyuk yikim. Bastan baslamali.. Bu sefer basaracagim sagdan sola yukardan asagiya nereden zor gelirse oradan baslamaliyim.. Sadece harflerden olusan bu durum, beynin yavşaksı oyunlari.. Defalarca silip yeniden ortaya cikartarak tek basimiza oynamak.. Hepsi gecti bebegim.. Sadece bi oyundu hepsi.. Hic acimadi aslinda canin.. Sadece acidigini dusundun.. Bu oda bu camlar ve duvarlar ve disindaki hersey sadece avucundaki harfler.. Boz ve tekrar oyna.. İstersen bu sefer asagidan yukariya merdivenleri kullanma asansor calisiyor.. Hadi in asagiya.. İn ve nefes al bogulmadan once. . .

Ekim 2014

Ayhan Şimşek

Köy Enstitüleri Gönüllülük Çerçevesinde Geri Geliyor

11126 koyenstituleridergisi.com/ TIKLAYINIZ
Köy Enstitüleri Yeniden projemizi canlandırırken sıkça sorulan köy var mı yok mu diye bakmaktan çok Köy Enstitülerinin eğitim teknik ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı sorusunu sormak daha yerinde olacaktır. Toplumu sadece eğitmekle kalmayıp kalkınması ve refahına odaklanan, onun daha iyi yaşama koşullarına sahip olması için eline teknikler veren, sanatı ve güzel görme biçimleri ekleyen bu tekniğe günümüzde de ihtiyaç sürmektedir.
Köy Enstitüleri eğitim kurumları olarak görünse de gerçekte süper organizasyon becerisi gösteren organizmalardır. Ortamda oluşan belirsizlik, sürpriz, kriz gündelik yaşamın parçaları olarak Köy Enstitüleri öğrencilerince yerinde ve anda çözülerek hayata ve eğitime devam etmeyi öğrendikleri bir nevi deneyim zeminleriydi.
Bu nedenle Köy Enstitüleri eğitim teknikleri iş eğitimi olarak görünen yapısının içinde bugünlerin sorun ve problem çözme tekniklerini de içeriyordu. Köy Enstitüleri, Türkiye köy olmasaydı şehirleri dönüştürmek üzere benzer teknikleri, bölge özelliklerine göre kullanıyor olacaktı.
Bu nedenle bizler de meseleye bu açıdan bakarak ülkemizin kalkınması, toplumun refahı için bu teknikleri bugünün gerçeklerine uyarlayarak, köy, kent, mahalle, şehir ayrımı yapmadan, o dönemin ruhu ve coşkusuyla yeniden organize etmek istiyoruz.
Çalışmalarımızda esas aldığımız organizasyon tipi açık alan tekniği gönüllü organizasyonudur. Çalışmalar bir devlet yapısı veya kurumu aracılığıyla yürütülmediği için en iyi yöntem büyük, etkili bir sivil toplum organizasyonuna dönüşmek olacaktır.
Bu organizasyon kaynaklarını mutlaka sivil toplum gücünün vericiliğinden elde etmek durumundadır, kaynağı kendisi olan, kendisi çalışan, organize eden bir toplum günümüzün yeni Köy Enstitüleri değeri olarak topluma, köylerden şehirlere kadar kalkınmayı ve refahı götürecektir.
İstanbul’da oluşacak bir koordinasyon merkezi ülke çapında yürütülecek bu çalışmaları koordine edecek, iletişim merkezi, geliştirme merkezi olacaktır. Bölgelerdeki gönüllülerimiz oluşturdukları organizasyonlarla eğitim, üretim, tanıtım faaliyetleri profesyonelleri olarak kendilerini geliştirecekler ve yaşadıkları yerleri, ülkemize ve dünyaya açacaklardır.
Başta bu gönüllülerimiz olmak üzere eğitmenlerimiz bir program çerçevesinde eğitilerek onlarında bölgelerinde bu programları uygulamaları sağlanacaktır. Bina yok diye kimse üzülmesin pek çok gönüllü kurumumuz bu binaları bizlere, eğitim ve etkinlikler için sağlayacaktır.
Gönüllülerimiz kayıtlarını yaptırdıktan hemen sonra telaşlanmasınlar, gönüllü organizasyonumuzun şema yapısı tamamlandıkça sivil toplum organizasyonumuzun bir parçası olarak faaliyetlerini sürdürecekler. Şimdilik gönüllülerden beklediğimiz her gönüllümüz, oturumlarda paylaştığımız ilkeler doğrultusunda çevrelerinde yaklaşık onar kişiden oluşan gönüllü çemberleri oluşturmaları.
Bu gönüllü çemberleri ile sanal ortamda veya oturum adını verdiğimiz bir araya gelmelerle tanışıp, eğitim, tanıtım, halkla ilişkiler, tarım-ziraat gibi alanlarda görev dağılımı yapabilirler.
Şu an en önemli konulardan birisi iletişimimizi dışa açacak dergimize 3000 aboneliğe, gönüllü sayımızda 50000 e ulaşmak. Bu bizim hareket alanımızı genişletip başarı kazanma şansımızı artıracak, bu geçen sürede de organizasyonumuzun koordinasyon merkezi olacak bina için maddi bir varlık oluşturmamızı sağlayacaktır.
Bugün için gönüllülerimizden beklentilerimiz bunlardır. Herkesin yaratıcı düşünce, çalışkanlığına inanıyor düşündüğümüzden daha hızlı şekilde hedeflere ulaşacağımızı biliyoruz.
Herkese katkılarından ve çabalarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Büyük usta, önder, herkesin Tonguç babası, İsmail Hakkı Tonguç’un anısına saygıyla.
Bu oturumun kolaylaştırıcısı
Ekrem Pehlivan
İletişim için [email protected]gmail.com
Ekim 2014

Ayhan Şimşek

Yeni bir dinin önlenemez yükselişi!

1795
Şüphesiz ki dua candır! Gene şüphesiz ki ona dua edenler makarnanın en güzeliyle, striptizci kızlar ve cillop oğlanlarla, biranın en soğuğu ve köpüklüsüyle ödüllendirilecektir! E o zaman, neden dua edenlerden olmayasınız? RAmen.
1795
Darwin’i unut, aklı boşver, bırak zihnini o aydınlatsın: Uçan Spagetti Canavarı. O evrenin babası. Makarnasal uzuvlarıyla her şeye dokunan, her şeyi hisseden, köfteleriyle bizi ve evrendeki her şeyi gören… Aşağı yukarı böyle bir şarkısı var Uçan Spagetti Canavarı dinine inananların. Aradan makarnasal uzuvları ve köfteleri çıkarırsak eğer kulağımıza hiç de yabancı ve mantıksız gelmeyen bir tür ilahi olduğunu kabul etmekten başka çaremiz yok. Kısa süre içinde, kutsal kitabı, duaları, ilahileri, bilgisayar oyunlarıyla, bir fenomen haline gelen Uçan Spagetti Canavarı inancı, semavi dinleri ve din düşüncesini sıkı bir sınavdan geçiriyor. Hedefinde ise hem akıllı tasarım inancı var.

1795

Uçan Spagetti Canavarı için aslında, Darwin’in evrim teorisine karşı ortaya sürülen ‘akıllı tasarım’ın bir tür parodisi diyebiliriz. Amerikalı fizikçi Bobby Henderson, akıllı tasarım teorisinin fizik derslerinde okutulmasına karşı çıkarak, "Ben evreni bu spagetti canavarının yarattığına inanıyorum. Bunu da diğer iki teoriyle birlikte fen dersinde okutun" diyerek bir
kağıt parçasına akıllı yaratıcısının arapsaçına benzeyen resmini çiziveriyor 2005 yılında. İşte o gün tek tanrılı dinler kervanına Uçan Spagetti Canavarı inancı da katılmış oluyor. Altıkırkbeş Yayınları tarafından Türkçeleşen ve baskısı kısa sürede tükenen
Uçan Spagetti Canavarının Kutsal Kitabı'yla beraber bizler de tanıma şerefine nail olduğumuz bu kutsalvarlığı şimdi
Uçan Spagetti Canavarı Kilisesi’nin Dua Kitabı”yla daha bir derinlemesine hissediyoruz.



Peki pastafaryanizm de denen bu inancın temelleri nedir?

Evren, beraberinde bir dağ, ağaçlar ve bir cüce ile birlikte, görünmeyen ve saptanamayan bir Uçan Spagetti Canavarı (USC) tarafından yaratılmıştır.

Evrim hakkındaki bütün kanıtlar Uçan Spagetti Canavarı tarafından yerleştirilmiştir. USC, etraftaki şeyleri olduklarından daha yaşlı göstererek Pastafaryan'ların inançlarını sınamaktadır. “Örneğin, bir bilimci bir kalıntıya radyokarbon testi uygulasın. Kalıntıdaki Karbon-14'ün %75'inin elektron ışınımıyla Nitrojen-14'e dönüştüğünü görsün ve bu kalıntının yaklaşık 11.000 yıllık olduğu sonucuna ulaşsın; zira Karbon-14'ün yarıömrünün 5.730 yıl olduğu düşünülüyor. Ancak bilimcimizin gözden kaçırdığı şey, yaptığı her ölçümde Uçan Spagetti Canavarı'nın gelip Kutsal Makarna Kollarıyla onun bulduğu sonucu değiştiriyor olduğudur. Elimizde bunun nasıl mümkün olduğunu detaylarıyla anlatan ve O'nun bunu neden yaptığını söyleyen çok sayıda belge mevcuttur. O elbette ki görünmez olandır, normal cisimlerin içinden kolaylıkla geçebilendir. ”

1795


Yazının gittikçe heyecanlanan devamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
sabitfikir.com/fikrisabit/yeni-bir-dinin... .

Ekim 2014

Ayhan Şimşek

Ateist ile Müslüman arasındaki Fark!

ATAiST ile MÜSLÜMAN ARASINDAKİ FARK;
5 dk ve okuyun mutlaka beğeneceksiniz...
Sorgulayan Tartışma Grubunda bir müslüman arkadaş demiş ki; ''Sözgelimi , türkiyede
ateistler yönetimi ele geçirse-iktidar olsa katliam uygularlar''. Kaan arkadaşımız güzel bir cevap vermiş mutlaka okuyun.

Yok la, ne öldürücez sizi... Siz varken hayat güzel. Mesela şirket kurup iki işçi çalıştırmaya kalksan ateist işçi sendika der, hak, hukuk der... Ama müslüman işçi öyle mi? Allaha bin şükür der oturur, 20 sene sigortasız çalışır, üzerine bir de seni velinimet" adleder, duacı olur. Mesela politikaya atılıp ihalelerden köşeyi dönmeyi, yedi ceddini ihya etmeyi istiyorsun. Ateist seçmen saydamlık der, bütçe denetimi der, ihale şeffaflığı der, der de der... Müslüman seçmenin gözünü seveyim. İki allah bi bismillah dedin mi kıçındaki donunu alsan ses çıkarmaz, üstüne senin için ölür öldürür... Mesela evleneceksin, Ateist kadın resmi nikah ister, evlilik sözleşmesi yapar, yemeği o yaparsa salatayı sen yaparsın. Müslüman hatun öyle mi ya?
İrinli yaralarını yalayarak temizlese hakkını ödeyemeyeceğini düşünür, yemeğini yapar, evini temizler, bebelerini doğurur, bakar, büyütür, eskidi mi üzerine 3 tane daha alırsın, gıkı çıkmaz! Diklendi mi çarparsın iki tane aşağı oturur, çok mu canını sıktı? Üç kere boşol dersin biter. Mahkemeyle falan ne uğraşıcan?
Silah fabrikası kurdun da savaş mı çıkarıcan? Herif 72 huri hayaliyle bi ton bombayla kendini patlatır, gözünü kırpmaz. Ateist adam yok vicdani ret der, yok barış der, kardeşlik der, Uğraş dur... Üniversite mi açacaksın, Ateist bilim adamı ödenek ister, laboratuar ister, alan araştırması ister, akademik yayın ister, hakemli dergi ister. İslam alimine ver üç beş kitap, sana hangi batı icadının kuranın hangi ayetinde zaten yazdığını şak diye çıkarıverir.
Cin çarpmasına karşı muskadan tut ölen karınla kaç saat daha cima edebileceğine dair fetvaya kadar, lüzumlu lüzumsuz her şeyi önüne döker... Yeraltı- yerüstü kaynaklarını küresel sermayeye mi açıp aradan komisyonunu mu kapacaksın?
Ateist adam başa beladır. Protesto eder, gösteri düzenlerler, yazı yazar, eylem yaparlar falan... Müslümanlığın gözünü seveyim. "Ayasofyayı ibadete açalım m?" de... Artık senden kralı yok... Hasıl-ı kelam iki gözüm, birilerini kesecek kadar vicdanımız körelse, zaten sizi kesmekle uğraşmaz, iliğinize kemiğinize kadar sömürürüz. Ruhunuz duymaz...!!!
**
Anonim
Eylül 2014

Ayhan Şimşek

EKB - Enerji Kimlik Belgesi Nedir?

Yapılarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, enerji israfının önlenmesini ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma ve/veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belgedir. Ve zorunludur.


1395

Daha ayrıntılı bilgi için: enerjikimlikbelgesi.com/ekb-nedir
Daha fazla göster